Binfikir – Bizim memleketin kaliteli yemekleri lokantalarda bulunmuyor.

14.11.2010

Saygıdeğer Binfikir Okuyucuları,
Bu benim Binfikir Gazetesi’nde ilk yazım. Ben samimi olacağım, sizin de samimi bir şekilde cevaplarınızı ve maillerinizi bekliyorum. Böylece müşterek bir köşe yapmış olacağız. Yemekle ilgilenen her meslektaşıma, okuyucuma saygım sonsuzdur. Zaten yemek yapmayan insan olduğunu düşünmüyorum. Yemek yapmak insanın içgüdüsünde var.

Bu yazımda Türk yemeğinin nerelerde olduğu ve biz Türkler’in ne tür yemekler yedigi üzerinde duracağım. Biz Türkler kendi yemeğimizi çok severiz ama dünya liginde neredeyiz onu pek düşünmeyiz. Kirpiye yavrusu güzel geldiği gibi, biz Türkler de en iyi yemek bizim sanıyoruz. Böyle düşündüğümüz için de yemeklerimizin gelişmesi zor oluyor. Başka tatlara bakmamız, öğrenmemiz gerekiyor. Zaten yabancı yerdeyiz, bu gazete de yabancı yerde. Yabancı paranın tadını biliyoruz, yabancı yemeğin tadını bilmiyoruz. Bulunduğunuz bölgenin yemeklerinin mutlaka araştırılması gerekiyor. Dünyadaki diğer yemekleri bildikçe Türk yemeğinin nerede olduğunu daha iyi anlayacağız.

Londra’nın fabrikasından çıkmış dönerleri gece sarhoşlara satmaya çalışıyoruz. Acaba biz kendimiz yiyor muyuz o yemekleri? Bir de gündüz saatlerinde diğer lokantalar doluyorken bizim restoranlar neden geç vakitte müşteri alıyor? Bunlar üzerinde düşünüp kafa yormamız lazım. Bizim memleketin yemeklerinin dünya içinde kalitesi var ama kenarda köşede kalıyor, lokantada bulunmuyor. Ya bir kasabada ya da köyde kalıyor. Teyzenin yaptığı yemek olarak kalıyor. Bu yemekler öğrenilebilecek yemeklerdir. Övünülmeyecek yemekler piyasada sunuluyor. Böylece de sırf para kazanmak için yapılan yemekler Türkiye’nin şanını, şerefini iyi temsil edemiyor.

Umudum Türk yemeklerinin de ıtalyan ve Fransız yemekleri gibi meşhur olmasıdır. Biz her şeyi güzel yapıyorken yemekleri de güzel yapmalıyız. Türkler artık zenginleşti, yemekleri de güzel olmalı. Hep birlikte daha lezzetli yemekler, sunumu güzel yemekler yapmalıyız. Yaparken sunumu güzel yemekler olmalı, sonradan kenarına konan salata ile sunum olmamalı. Diyet yemeği de olmalı. Eskiden yemek çok pişirilirdi, şimdi az pişiriliyor. Yemek yeme modası da değişti. Türk yemeği kebap değildir. Biz evde kabap yemiyoruz. Yabancı lokantalarda evde yenilen yemekler sunuluyor. Bizim candanlığımız onlarda yok. O konuda biz birinciyiz, misafirperverlik konusunda. Misafirden yüksek yerde oturulmaz, misafirden iyi yemek yenilmez.

Misafirperverlikte iyiyiz ama restorancılıkta kötüyüz. Büfelerde yemek yiyip, otellerde içki içiyorlar yabancılar. Memleketten uzakta yaşayanlar olarak bunları çok iyi biliyoruz. Sizinle paylasmak istedim. ıngiltere’de “Mr. Kebab” olarak biliniyoruz. Sizin orada da öyle diyorlar mi bilmiyorum? Evdeki yemekleri dışarıya satmaya çalışalım. Sadece kebapçı olduğumuzu düşünmesinler! İşallah bu köşeyi beğeneceksiniz.

Köşeyi birlikte geliştirebiliriz.

14/11/2010, Hüseyin Özer – Binfikir Gazetesi Eylül 2010 sayısında yayınlanmıştır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s