Binfikir – “Neden Brüksel’de böyle bir yer yok?”

06.05.2011

Hüseyin Özer

Devletin yapmadığı bir şey var. O da restorancılara yardımcı olup dünyaya Türk kültürünü sunmaktır.

Brüksel’den TUSIAD’ın Uluslararası Koordinatörü geldi. Bizim restorantta kahvaltı yaptık. ‘Çok güzeldi, neden Brüksel’de böyle olmadı’ dedi. Brüksel’de Türk lokantaları köşe lokantaları oluyor. Devlet işadamlarımıza çok güzel yardımlarda bulunuyor. Onlar da gelişiyor. Saygı duyuyoruz. Lokantacıların kendisi, yemeği beğenilmiyor. Beğenilmesi için ne yapıyor devlet. Ticaret Ataşemiz “yurt dışında iş açan insanların kirasına yardım ediyoruz” dedi. Türkiye ile Türk işadamları ile gurur duyduk. Son sekiz seneki gelişmelerle

gurur duyduk. Sayın Büyükelçimizin konuşması ile de gurur duyduk, Sayın Başkonsolosumuzun ve Sayın Ticaret Ataşemizin konuşması ile gurur duyduğumuz gibi. Memleketi ile gurur duyan yetkililerimiz var artık İngiltere’de; çok şükür

Allah’a. Fakat bu işadamlarımızın gideceği, misafirlerini ağırlayacağı, hatta devletimizin yöneticilerinin gideceği yerleri bulamıyorlar. İki sene önce bilhassa söylenmişti bana toplantıda buluştuğumuz zaman. Simdi de Bahadır Kaleağası Bey önceki gün bana aynı şeyi söyledi. Orada bir Türk lokantamız yok, misafirlerimizi ağırlayamıyoruz dedi.

Bunlar doğru şikâyetler. Yıllardan beri duyuyorum. Hatta Van Belediye

Başkanımız bize haber gönderdi. Van’a bir Sofra Restorantı açın diye. O zaman Özer Restoran açılmamıştı. Buna benzer başka bakanlarımız ile görüştüğümüz zaman da güzel lokanta istediklerini anlıyoruz. Biz Ankara’da Bilkent Otel’de lokanta açtık. Büyük işadamlarının, devlet büyüklerinin yurt dışından gelen misafirlerini ağırladıkları, yemeklerini paylaştıkları yer oldu. Öğretim görevlileri de yabancı misafirlerini orada ağırladılar. Simdi de Allah lütufkar davrandı ve Middlesex Üniversite’si bize geldi, buldu. Siz çok eleman

yetiştiriyorsunuz, sizden ayrılanlar başarılı oluyorlar, siz bu işi nasıl yapıyorsunuz, Londra’da sadece kebapçı vardı, şimdi sizin gibi lokantalar dünyanın her yerinde çoğalıyorlar. Bizim menümüzü, terbiyemizi,

davranışımızı görmüşler ve ortaklık teklif ettiler. Ben de kabul ettim. Simdi biz lokantacı yetiştireceğiz. Hedefimiz odur. Bizim gibi yapsınlar; sadece biz

olmayalım Londra’da, bizim gibi yemek yapanlar gelişsin istiyoruz. Dünya’ya da bunu sunacağız. Devlet bu ise nasıl bakıyor? Umarım sevinirler. Ilk

kursumuz 28 Şubat’ta başladı. Sonbaharda da akademi olacağız. Devletimiz ve Türk işadamlarımız adına lokantacı yetiştirme görevini Allah bana vermiş oldu. Bunu siz okuyucularım ile paylaşmak istedim. Umarım bunu doğru kişiler de okur. Türkiye’nin reklamı yapılıyor. Turizme de katkımız oluyor. Ingilizler yemeklerimizi yiyip Türkiye’ye gidiyorlar. Michelin Guide’in seçtiği en iyi Türk lokantasıyız. Middlesex ile bu işi yapan tek müessese de biziz. Dekanın ağzından dünyada ilk olduğu çıktı. Hocalar bize gelip ders verecekler, biz üniversiteye gitmeyeceğiz. Bizden çıkanlar tüccar da, bankacı da, diplomat da olacaklar.

 

Not: Üniversite bu işten para alıyor. Biz vakıfız, ücret almıyoruz. Dünya insanına ayrım yapmadan kültürümüzü öğretiyoruz. İş, yemek ve maaş veriyoruz. Görevine göre maaş alıyorlar ve ileride restoran açacak düzeye geliyorlar.

 

06/05/2011, Hüseyin Özer (Binfikir Gazetesi Mart 2011 sayısı köşe yazısı)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s