Köyüm’deki kültürü Londra’ya getirdim

En iyi yemeği yapar misafire ikram deriz. Karşısında el pençe divan dururuz, elini öperiz, terliğini veririz, en iyi döşeklerde yatırırız, kıyılıktır o döşekler misafir dışında kimse kullanmaz. Köyümüzün özel yemeği vardır, her zaman yapılmaz misafir gelince ya da bayramda yapılır. Hangi millette bu kadar misafirperverlik vardır bilemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında bu kadar özellik varken, yurt dışına nedir bu özenti anlamıyorum. Bizim lokantacılarımız malesef ‘müşteri müşteridir’ diye bakıyor ama biz ‘müşterimize misafir’ diye bakıyoruz. Müşteri:’ parasını al gönder gitsin’ denilendir. Ama misafir: ‘yedir, içir, doyur, mutlu et’ denilen kişidir.

Bizim köyde mesele biri gelse biz müşteri geldi demeyiz, misafir geldi deriz. Anadolu insanı cömerttir, yiğittir, yüreklidir, varını yoğunu misafire ikram eder. Ben o köyden geliyorum! O köy kültürümü Londra’ya getirdim ben. Sonra İstanbul’da eski çalıştığım yere gitmiştim bir gün, benim eski patron ‘sen saf çocuksun o yüzden seni seviyor İngilizler, o yüzden başarılısın’ dedi bana. Saflık ise yarıyormuş tavsiye ederim 🙂 bütün restonracılara. Ortaya marka çıkıyor saf olunca. Paracı olunca marka çıkmıyor. Çok şükür Allah’a, Türkiye’nin yurt dışındaki markasıyız. Her şeyimizle Türküz.

Tabi çok bizden başka Türk markası var ama anlaşılmıyor bunların Türk markası olduğu. Biz o büyük firmaların yanında güvercin kalırız ama, biz ağzımızla aldığımız sevgi mektubunu çırpına çırpına götürüp öbür devletlere ulaştırırız. Özellikle koyun sevgisini götürürüz. Bizim memlekette koyun seve seve başlanır sabah hayata. Çünkü ilk kalktığın zaman kuzuları görüyorsun ve onları seviyorsun. Sevgi kalbi açılıyor böylece zaten. Sen yemek yerken yoldan birisi geçerse, hemen yemeğe gelsin diye yalvar yakar oluruz. Hem mutluluk hem cömertlik vardır. Kendi lokmamızı paylaşırız kaç kişi olurlarsa olsunlar. Sorfamıza mutlaka oturturuz onları. Hatta birisi geçerken bir ayranın var mı derse bunun bir manası vardır, ‘karnım aç bana yemek ver’ demektir bu. Yemek satılmaz bizim oralarda adamlık geçer. Açsan ayran istersin karşı taraf anlar. Hemen zorla eve alınır, çocuğu da olabilir, babası da olabilir. ‘Baban evede mi’ diye sorarlarsa bunun da diğer manası ‘karnım aç, yemek verir misiniz?’dir. Yorgunlarsa bir de yatırır kaldırırız onları. Gece yatıyorlarsa bir de çimdiririz (yerel dilde banyo yaptırmak) onları, hem de leğende! Misafir edilir elin gelini, kızı, omuzunda peşkil ile gelir, sabunla, muslukla, irmikle, yemekten sonra ve yemekten sonra eli yıkanır. Ben bizim koyun servisini burada uyguluyorum işte şimdi de tuvaletlere taharet musluğu bile taktırdım isteyen kullansın diye. Yemeklerimiz ve servisimiz bizim koyun usulündedir. Mesela geçen gün müzisyen bir arkadaşımız geldi, yedi içti, ‘param yok’ dedi. Biz de misafirimizi ağırlayıp gönderdik. Sonra ödemek isteyince ödemene gerek yok dedik. Bizim bir felsefemiz var, her iş sorana bir yemek ikram ederiz ondan sonra iş yok deriz kendisine. Hala da bunu yapıyoruz. İşe alacaksak hiç yemek vermeyiz hemen işe başlatırız. Birbirine aşık olursa bizim elemanlar, hemen şubelerini ayırırız. Sadece daha rahat etsinler diye. Herkes kendi şubesiyle övünebilsin, evine gidince diye. Bizim evlatlar romantik oluyor, bunlar garson ve aşçı. Romantik evlatlar yetiştiriyoruz. Burada birbirine aşık olunmaz demiyoruz sadece şubelerini ayırıyoruz ki daha mutlu bir aşık olsunlar diye.

“Müşteri gelince yarım kalmıştı. Bizim Türk meslektaşlarım da, hatta Anadolu’dan gelen meslektaşlarım da ecnebi yemeği yapmakla uğraşıyorlar. Kendileri yemedikleri halde. Onu yiyen müşteri de kendisini Avrupalı hissediyor herhalde. Özüne sahip çıkmayan millet. Biz yurt dışında özümüze sahip çıkıyoruz. Onun için de yurt dışındaki en eski lokantayız. 42 yıldır. Üstelik bizi yok etmek için uğraşan bir PKK var başımızda. Youtube’a girerseniz öğrenebileceğiniz çok fazla bilgi var, özellikle Arena programında Uğur Dündar Bey’le yaptığım konuşmayı kesin izlemelisiniz. Saldırılara maruz kalsak da inandığımız, kültürel değerlerimize bağlılıkla devam ediyoruz işimize. Kültürüne bağlılık ve köküne bağlılık hem sağlıklı hem uzun ömürlü yapıyor.”

Huseyin Ozer

Binfikir

21 Ekim 2016

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s