Turkiye donusu….

Kimse bizim nasil yemek yaptigimizi algilayamiyor. Anlatmak ta zorluk cekiyorum. Turk insane kendini gelistirdi, zengin oldu ama Turk yemegi geride kaldi. Tum dunya yemekleri geliyor, steak houselar aciliyor, balikcilarimiz vary a da kebapcilar ancak dogru duzgun Turk lokantalarinin adi gecmiyor. Tam turk yemegi yapiyoruz ama izah edemiyoruz. Gelip gecen her allahin kulu memnun kaliyor. Cografyamiz cok zengin, hersey var ama ascilarimiz fransiz yemegine ya da sulu yemege takilip kaldilar. Millet yabanci yemek icin gitmez restorana. Herkes sikayet ediyor. Sokakta Turk yemegi bulamiyoruz. Ya et ya da balik, oyle olunca da restoran sinifina girmiyor. Biz Turkler de yemegimiz guzel diye ovunuruz. Yemegi guzel olan yerde baska kulturlerin yemekleri cogalir mi? Turk yemeginin, Turk markasinin itibari yok yurtdisinda. Kotuler arasinda birinciyiz. Bize gelen musteriler de Turk lokantasi oldugunu bilseydik gelmezdik diyorlar. Cok aci bir durum. Onun cilesini biz cekiyoruz. Insallah Istanbul’a gelip biz bir Turk lokantasi acacagiz. Menumuzde Turk yemegi olmayan bir tek Japon baligi vardir, Nobu restoranin baligi. Cok sevdigim icin koydum menuye ve de Turkiye den gelen dostlarima ikram edebilmek icin.
Advertisements

Bu memlekete para yapmak icin gelmedim…

Sevgili okuyucularim, Ben bu memlekete para yapmak icin gelmedim. Bu memleketi seviyorum. Kanunlarini da sayiyorum. Sanimiza, serefimize yakisir bir sekilde kanunlarina saygi duyuyorum. Simdiye kadar bize actiklari davalarda hickimseye daha kurus vermedim, dava sonuclanana kadar gidiyoruz. Ruhum bana lazim. Serefli ve namuslu ruh olacak. Mahkemeyi kaybederim ama yigitligimi asla kaybetmem. Herzaman hakimin arkadasiyim, onlarin degil. Benim gittigim davalarda iki kisi para icin kavga etmiyor. Onlar bizimle kavga ediyorlar. Ben asla kendimi savunmam, o biraz acizlik geliyor. Simdiye kadar herzaman baskalarini savundum. Ben calisanlarima evlatlarim diyorum. Onlarin haklarini onlardan daha cok korumaya calisiyorum. Seneler once Ingiltere’nin en taninmis isci sendikasi olan GMB yi kendim cagirdim dukkanima, elemanlarimi uye yaptim, onlara karsi bir haksizlik olmasin diye. Herzaman baskalarini korumayi cok iyi biliyorum ancak kendimi korumayi bilmiyorum. Benim vicdanim her varliktan ustundur ve de paradan. Insana deger veriyorum, paraya degil ve sadece insanlari seviyorum. Herkesin imani para olmus. Turkler Is adami olamiyorlar, siyasetci olamiyorlar sadece paradan konusuyorlar. Ingilizler ise bir gunden bir gune paradan konusmazlar. Eger bu memlekete gelmeseydim koyde kalacaktim. Hic kimse beni kabul etmedi. Herhalde camide yatardim, tuvalette yikanirdim. Kimse bana kizini da vermezdi. Para yok, yatacak yer yok, aile yok, kabul eden yok…Hepsi kitaplara aykiri. Kizi alsam nereye goturecegim? Sunepe bir hayat yasardim. Yasayacagim en ust seviye bu olabilirdi. Birileri elimden tutar yemek yemege gotururdu…. Kader insanlar icin onceden yazilmis, var zaten. Kaderi kazanmak o insanin kendi elinde. Kazanacaksin o kaderi! Kazanmak icin savasacaksin, ugrasacaksin. Ben kotu zamanlarda hic Allah a seslenmiyorum. Derdimle ugrasiyorum. Iyi zamanlarda Allah a sesleniyorum. Sukrediyorum ona. Daha onceki yazimda da belirtmistim, bir cocugu egitiyorum demistim. Kucuklugumden beri o kucuk cocuga ogretmenlik yapiyorum ben. Herkes kotu yol gosteriyor, ben de dogru yolu, iyi yolu gosteriyorum. Kendisi buyudu ama ruhu hala cocuk kaldı. Onunla birlikte yasayıp gidiyorum. O benim icimde ki çocuga sahip cıkıyorum. O cocukluguma leke getirmeden hala tutuyorum. Durust, yigit, mert, adalet, hak, hukuk. Birde o kucuk cocuga soz dinlemeyi ogretiyorum, yoksa hapislerde curuyecektim. Bu hayat hep bana belalar verdi. Allah ‘sana normal hayat vermiyorum, zor olanlari veriyorum ki bunlari basar’ diyor ayni annemin bana yanik bazlamayi verdigi gibi. Diger cocuklar aglamasin diye onlara iyi bazlama verir, bana da ateste yaktigi tarafini verirdi… Bu ulkede oldugum icin cok gurur duyuyorum. Burada Turkiye Cumhuriyetini ve Turk insanini gururla temsil ediyoruz. Sadece onlar icin calisiyoruz. Kitaplarin yazdigi gibi yapmiyoruz biz. Bizimki kitabi degil insani. Memleketimizin sanini serefini tasiyoruz biz. Memleketimizi karartiyorlar, biz de yuceltiyoruz. Memleketi korumak sadece sehit vermekle olmaz. O sehitlere buradan layik olmak lazim. Para icin calismamak lazim. Memleketin sani, serefi icin yapmak lazim. Kotusunu yapan cok var. Iyisini yapmak da bize dustu. Kazandigimiz parayi da vakfa yatiririz. Cocuk okuturuz. Gece kluplerinde, kumarda yemeyiz paralari; cocuklar okutulmalidir, calisanlar hakkini almalidir, vergiler odenmelidir. Bu muessese boyledir. Hicbir zaman nezaketimizi kaybetmeyecegiz… Yurekten sevgiler, saygilar Huseyin Ozer

Turk usulu servis

Bizim koyde ki gibi servis istiyorum. Fransiz usulu servis kesinlikle istemiyorum. Paltoyu biri alir, siparisi baskasi, icki secimi icin baskasi ilgilenir, yemek servisini de baskasi yapar. Biz de hosgeldin diye sariliriz, paltosunu alir, her seyi ile ilgileniriz. Bu Turk servisidir. Fransizlar da yemegi baskasi yapar, sosunu baska biri koyar, biri de servisini yapar. Anneler biz de oyle bir sey yapmazlar ki. Tuz bile yoktur masada. Annenin yemegine tuz bile koymazsin. Eline saglik dersin, dua edersin…Dunyada ki en guzel servis Turk usulu, evde ki gibi yapilan servistir…

Mujde…

Size cok buyuk bir mujdem var. Bugun tanimadigimiz bir hanimefendi geldi. Sanimizi duymus. Kendisi Isvicre en basta olmak uzere, Ingiltere ve avrupada ki dunya devlet baskanlarinin okudugu en ciddi okullarin Ingiltere ve Turkiye ambassadoruymus. Mezunlari, Sir Winston Churcill, Kemal Dervis, Cem Hakko, Mustafa Koc, Monako Prensi gibi isimler. Bizim vakimizla calismak istiyorlar. Akillilari okutalim burslu bir sekilde diyor. yillik ucreti 70,000 oldugu halde onlarin sartlarina uyanlari burslu bir sekilde okutacaklar. Simdi bize muracaat eden talebeleri hemen yonlendirecegiz. Acilisi Covent Garden’da Roof ta yapacagiz. Buyuk bir acilis olacak. Benimde tek istegim sizin gibi akilli insanlarin okumasi. Hemen sizinle paylasiyorum bu haberi. Cok heyecanlandik ofisteki 2 kizimizla beraber.

Ibrahim’in mektubu…

Cok sevdigim, saydigim ogrencim Ibrahim’den mektubum var…. “Hüseyin Bey Merhabalar, Evlendim ve çok mutlu bir evliliğim var allaha şükür. İstanbul Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak dersler veriyorum ve aynı zamanda Marriott otel zincirinde müdür yardımcısı olarak çalışıyorum. Sizden öğrendiklerim hayatımı değiştirdi. Çok para kazanıyor, çok önemli işlere önderlik yapıyorum. Sizin dediğiniz gibi insanın icine cin girer gibi sizin başarılı olma yeteneğiniz gecti banada. Hergün sizi anlatıyorum öğrencilere ve nasihatlarınızı hiç unutmuyorum. Bir yaşam tarzıydı sizden öğrendiğim. Size çok teşekkür ederim. Sevgi ve Saygilar” Ve benim kendisine cavabim… “Ibrahimcigim, Bekledigim mektubu gonderdin. Talebelere ornek olacaktir. Size kalbinizde sevgiliniz, ruhunuzda da ben olayim demistim. Unutmamissin..Bu mektubunu talebelerin sayfasina koyacagim izninle. Ibrahim Bey olman beni cok mutlu etti. Belki bir yazi daha yazarsin bizim talebelere. Seni anmadigimiz gun yok burada. Eski talebelerimden Ahmet Bilgin’de bir otelin CEO su oldu. Kendisi 6 ayda hayatimi degistirdin demisti. Eski Sofra elemanlarini insallah Istanbul’da toplariz birgun. Beraber bir sohbet ederiz. Bol bol lokantaci yetistirmemiz gerekiyor. Ikimiz bir araya gelebiliriz, artik biseyler organize etmeliyiz. Birseyler yapalim ki Turkiye Cumhuriyetinin reklami tum dunya da olsun. Senin katkilarini bekliyorum. Senin icin herkese doktora yapiyor diyordum, artik hoca oldu diyecegim. Soner’e de selam soyle, beraber gelmistiniz. Beraber birseyler yapmak icin hazir ol, insanlik icin.Esine de selamlar. Sevgiler, saygilar….”

Herkes para pesinde kosar bizde guzellikler pesinde kosuyoruz.

Herkes para pesinde kosar bizde guzellikler pesinde kosuyoruz. Kucuk cafe acarsin, kucuk bir lokantan olsun, ye, ic dostlarin olsun. Fabrikada aksama kadar toz yutup , aksam olsa da bir lokantaya gitsem diye saatine bakarsin. Lokantan olursa herkes arkadasin olacak, barlara giden insan olmazsin. Herkes sana gelir. Turk yemegi yapilip, turk kulturu ve turk insani tanitilmalidir yurtdisinda. Biz Londranin tam merkezindeyiz, birtek biz variz. Buraya gelip acilan tum diger lokantalar kapandi. Cok sukur biz arkadaslarimizi toparladik. Londrada Michelin guide tarafindan tavsiye edilen birtek biz variz. Kendi yemeklerini de bizim restoranlarimizda yiyorlar. Buradaki yemek yazarlari gizlidir, ellerinde kamerayla gezmezler. Asla taniyamazsiniz.
Sanat ve zanaatin karisimidir bu is. Ayrica guzel yasamin ve mutlulugun da. Sehit olarak Turk olunmaz sadece. Turk kulturunu yasatarak yigit, namuzlu, serefli turk olursun. Ressam, muzisyen, oyuncu nasil takdir ediliyorsa, restoranci da oyle takdir edilmelidir. Hatta daha ustundur. Yemek kulturunde tam turklerin ozu vardir. Devletin sahip cikmasi gerekir. Tekstilde turk oldugun anlasilmaz, insaatta da..Ancak lokantacilik ile turk kulturunu gosterebiliriz. Buraya gelenler de bizi digerlerinden ayiriyor. Turkler mahvolmustu burada, buyukelciler Lubnan restoranlarina gidiyordu. Times gazetesinin yazari, turk yemegi yapan biryer yokki gitsek diye belirtmisti bir yazisinda. Daha sonra ben cevap yazdim ve kendileri geldiler. 25 sene once tum Ingiletereye hitap ettiler, dekoru, dizayn ve yemegi ile en iyi turk lokantasi dediler.
Kendim gibi turklerin cikmasi tek dilegimdir, idealimdir. Hepsi baska isler ile ugrasiyor, kazandiklari parayi baska seyde degerlendiriyorlar. Bizi Middlesex Universitesi, Universite yapti. Dunyada ilk defa bir muessese Universite oluyormus. Westmisnter Universitesi doktora unvani verdi. Hackney College da bize ogrenci gonderiyor. Ingilizler bizi bir hayli onurlandiriyor. Biz isadami yetistiriyoruz, sanati herseyi bir arada ogretiyoruz. Burada restoranlarimizin dizaynini da kendimiz yapiyoruz, su an insaatin ortasinda yaziyorum…